Güz Dönemi Hangi Yarıyıl? Türkiye’de ve Dünyada “Fall Semester”ın Anlamı “Güz dönemi hangi yarıyıl?” sorusu, özellikle üniversiteye yeni başlayanlar ve yatay-dikey geçiş yapan öğrenciler için sıkça gündeme gelir. Kısa yanıt: Türkiye’deki çoğu yükseköğretim kurumunda Güz dönemi 1. yarıyıl olarak kabul edilir. Ancak akademik takvimlerin tarihsel arka planı, uluslararası uygulamalar ve bazı istisnalar, bu basit cevabın etrafını zengin bir bağlamla örer. Aşağıda, hem tarihsel kökenleri hem de günümüzdeki akademik tartışmalarıyla konuyu bütünlüklü biçimde ele alıyoruz. Tarihsel Arka Plan: İki Dönemli Yapının Kökleri Avrupa’daki ortaçağ üniversiteleri (Bologna, Paris ve Oxford gibi), tarım toplumunun ritmine uyumlu bir akademik yıl düzeni oluşturdu. Hasat ve…
2 YorumEtiket: ve
Bir Kimsenin Kan Hısmı Kimdir? Psikolojik Bir Mercekten Bakış Psikoloğun Meraklı Girişi İnsan davranışları, insanlık tarihinin en büyük gizemlerinden birini oluşturur. Her birimiz, çevremizle ve içsel dünyamızla sürekli bir etkileşim içindeyiz, ancak bazen bu etkileşimlerin, özellikle de kan hısımlarıyla olan ilişkilerin derin anlamını tam olarak kavrayamayız. Bir psikolog olarak, insan ilişkilerinin karmaşıklığını çözümlemeye çalışırken, “kan hısmı” kavramı daima ilgi alanımda olmuştur. İnsanların birbirleriyle kurdukları bağların ne kadar güçlü ve anlamlı olduğunu her zaman gözlemlemişimdir. Ancak bir kişinin kan hısmı kimdir ve bu bağın psikolojik yansıması nasıl şekillenir? Kan hısmı kavramı, yalnızca biyolojik bir ilişkiyi değil, duygusal ve sosyal bağları da…
2 YorumAmaryllis Güneşi Sever mi? Tarih, Botanik ve Güncel Bakım Tartışmaları Işığında Bir Değerlendirme Bir Eğitim Notu Gibi Değil; Bir Merak Güncesi Gibi Güneşi seven bir çiçeğin öyküsü, yalnızca pencere önünde açan bir soğanın masalı değildir; yüzyıllara yayılan bir adlandırma karmaşasının, seracılık kültürünün ve modern ev bitkisi pratiklerinin iç içe geçtiği bir tarih anlatısıdır. Amaryllis dendiğinde çoğumuzun aklına yıl sonu vitrini gibi çiçeklenen iri “yılbaşı zambağı” gelir; ama bu popüler isim, botanikte iki ayrı cinsi işaret edebilecek kadar katmanlıdır. :contentReference[oaicite:0]{index=0} Hangi “Amaryllis”? İsimdeki İktidar Mücadelesi Amaryllis adı tarihsel olarak Güney Afrika kökenli Amaryllis belladonna için kullanılırken, bugün yılbaşında iç mekânda açtırdığımız…
2 YorumKansızlık Neden Oluyor? Gerçek Hayattan Hikâyelerle Bir Sağlık Yolculuğu Sabah işe gitmek için uyanıyorsunuz ama yataktan kalkacak hâliniz yok. Merdiven çıkarken nefesiniz kesiliyor, aynada yüzünüz solgun görünüyor. “Acaba fazla mı çalıştım?” diyorsunuz ama vücudunuz size başka bir mesaj veriyor olabilir: “Kansızım!” Kansızlık, yani tıbbi adıyla anemi, dünya genelinde milyarlarca insanı etkileyen yaygın bir sağlık sorunudur. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre dünyada her üç kişiden biri kansızlık problemi yaşıyor. Peki bu kadar yaygın olan bu durumun arkasında ne yatıyor? Gelin, bilimsel verilerle ve gerçek insanların hikâyeleriyle bu sorunun köklerine inelim. Kansızlık: Vücudun Sessiz Alarmı Kansızlık, aslında kanınızın oksijen taşıma kapasitesinin azaldığı anlamına…
2 YorumGül Hastalığı Ne Kadar Sürer? Bir Öğrenme Süreci Olarak Bireysel ve Toplumsal İyileşme Eğitim, yalnızca bilgi aktarımından ibaret değildir. Gerçek öğrenme, insanın içsel bir dönüşüm yaşadığı, düşünce ve davranışlarını yeniden şekillendirdiği bir süreçtir. Her bireyin öğrenme deneyimi farklıdır, ancak hepsi bir tür değişimle sonuçlanır. Bazen bu değişim, bir sağlık durumu ile, bazen de bir hastalık süreciyle ilgili olabilir. Gül hastalığı, bu bağlamda, fiziksel ve psikolojik açıdan etkileyen bir süreç olarak, hem bireysel hem de toplumsal düzeyde iyileşmeye dair ilginç bir metafor sunar. Peki, gül hastalığı ne kadar sürer? Bunu öğrenme süreçlerine benzeterek, iyileşmenin nasıl bir öğrenme deneyimi olduğunu keşfetmek önemli…
2 YorumDolma Taşı Bulaşık Makinesinde Yıkanır mı? Efsanelere Karşı Sert Bir Cevap Doğal taş dolma taşını bulaşık makinesine atmayın. Cam/çelik/ sır kaplı seramik ve üretici “dishwasher safe” diyorsa ayrı. Bu soruya yumuşak bir yanıtım yok: Doğal taş dolma taşını makineye atmak, hem malzemeyi hem de yemeğin lezzet belleğini riske atar. “Hijyen uğruna” yapılan bu kestirme, çoğu zaman ziyanla sonuçlanır. Gelin, romantizmi değil bilimi masaya yatıralım: malzeme bilimi, kimya ve ısı transferi bize ne söylüyor? Dolma Taşı Ne? Hangi Malzemeden? “Dolma taşı” dediğimiz ağırlık; mermer/granit gibi doğal taşlar, bazen de cam, paslanmaz çelik ya da sır kaplı seramik olabilir. Cevap malzemeye bağlıdır;…
2 YorumEkonomik Seçimlerin Dili: “Göz Göze” Bitişik mi Yazılır Ayrı mı? Bir ekonomist için her kavram, tıpkı bir kelime gibi, anlamını bağlamından alır. Kaynakların sınırlılığı, seçimlerin sonuçları ve fırsat maliyeti gibi kavramlar yalnızca üretim veya tüketim kararlarında değil, dilin kendisinde de karşımıza çıkar. Tıpkı bir ekonomistin kıt kaynaklar arasında seçim yaparken fayda maksimizasyonu arayışı gibi, dilin kullanıcıları da kelimeleri birleştirirken anlamın ve akıcılığın dengesini gözetir. “Göz göze” ifadesinin bitişik mi yoksa ayrı mı yazılması gerektiği sorusu da bu bakış açısından değerlendirildiğinde, yalnızca bir dilbilgisi meselesi olmaktan çıkar; bireysel tercihlerin, toplumsal normların ve dilin “piyasa dengesi”nin bir yansıması haline gelir. Dilsel Kaynaklar…
2 Yorum5237 Sayılı Kanun Maddesi Nedir? Modern Hukukun Kalbini Keşfetmek Hukuk, bazen karmaşık terimlerle dolu, ulaşılmaz bir alan gibi görünebilir. Ama aslında, her bir kanun maddesi doğrudan hayatımızın içindedir: evde, işte, sokakta, hatta sosyal medyada attığımız bir mesajda bile… Eğer sen de tıpkı benim gibi bu kuralların nereden geldiğini, neyi değiştirdiğini ve insan yaşamını nasıl şekillendirdiğini merak ediyorsan, bugün birlikte Türkiye’nin en temel yasal düzenlemelerinden birine, 5237 sayılı kanuna, yani Türk Ceza Kanunu’na doğru bir yolculuğa çıkalım. — 5237 Sayılı Kanun: Türkiye’nin Modern Ceza Hukukunun Temeli Türkiye Cumhuriyeti’nin hukuk sistemi 2005 yılında büyük bir dönüşüm yaşadı. 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe…
2 YorumGösteriş ve Görkem Eş Anlamlı mı? Kültürlerin Aynasında İki Kavramın Antropolojik Dansı Kültürel Merakla Başlayan Bir Yolculuk Bir antropolog için her kültür, insanlığın farklı yüzlerini gösteren bir aynadır. Ritüellerdeki renkler, sembollerdeki anlamlar, toplulukların törenlerinde yankılanan sözler… Hepsi insanın varoluşunu kutlama biçimleridir. “Gösteriş” ve “görkem” kelimeleri, bu çeşitlilik içinde sıkça karşımıza çıkan iki güçlü ifade biçimidir. Yüzeyde birbirine yakın görünseler de, antropolojik bakış açısıyla ele alındığında, bu iki kavramın kültürlerarası bağlamlarda farklı ruhlar taşıdığı anlaşılır. Gösteriş: Kimliğin Parlak Perdesi Gösteriş, bireyin veya topluluğun kendini görünür kılma çabasıdır. Bu kelime, gösterme eyleminin merkezinde yer alır; bazen gücün, bazen aidiyetin, bazen de sosyal…
2 YorumDürtü ve Güdüler Ne Demek? Tarihin Derinliklerinden İnsan Davranışına Bir Yolculuk Bir tarihçi olarak geçmişin izini sürerken, insanlığın yalnızca savaşlar, icatlar veya imparatorluklarla değil; aynı zamanda içsel dinamikleriyle de şekillendiğini görmek büyüleyicidir. Tarihin her döneminde insanların kararlarını, yönelimlerini ve toplumsal dönüşümlerini belirleyen görünmez bir güç vardır: dürtüler ve güdüler. Antik çağlardan modern çağa uzanan bu içsel mekanizmalar, insanın neden hareket ettiğini anlamanın anahtarıdır. Dürtü Nedir? İlkel Benliğin Sesi Dürtü, insanın doğuştan getirdiği, genetik olarak kodlanmış, bilinç dışı bir enerji kaynağıdır. Açlık, susuzluk, cinsellik, korunma gibi temel biyolojik ihtiyaçlardan doğar. Bir hayatta kalma alarmı gibidir; bireyi eyleme geçirir. Tarihin ilk dönemlerinden…
2 Yorum