At Etini Hangi Ülke Yiyor?
İzmirli Bir Genç, At Etini Yedi mi?
Düşünsene, bir akşam kafede arkadaşlarla oturuyoruz. Çaylarımız, kahvelerimiz, hatta çikolatalarımız var. (Evet, ben de o tiplerdenim. Çikolata şıp diye biter ama “Bir tane daha alalım mı?” diye soran olmuyor.) Derken, konu bir şekilde at etine geliyor. Yani ne alaka, demeyin, hayat böyle bir şey işte. İzmir’de sabahları kuymak, akşamları kahve içerken at eti konuşmak… Hadi gelin, biraz mizahi bir bakış açısıyla bu garip soruya dalalım.
At Eti, Cidden Ne?
İlk bakışta “At eti, insan mı yiyor?” demek istemezsiniz değil mi? Durun, sakin olun. Dünyada bazı yerler, at eti konusunda gayet rahatlar. Hatta yiyorlar! Bu konuda ciddiyetle araştırma yapan (evet, kabul ediyorum, ben de araştırdım) kişilerin bile gözleri deviriyor olabilir ama doğru, at etini yiyen ülkeler var. Peki, hangi ülkeler? Gelin, bir maceraya çıkalım!
Fransa: Gurmanın Başkenti
Evet, Fransa! Bu kadar gurme bir ülkenin, at eti konusunda da fark yaratması çok da şaşırtıcı değil. Yani Fransızlar şarap, peynir, baget deyince… bir de “at eti”ni eklemek, onlara kimseyi yabancılaştırmaz. Ama “At eti” dediğinde akla gelen birkaç şey var tabii: Bu et aslında tam anlamıyla gastronomik bir deneyim değil, kültürün bir parçası. Paris’te veya Lyon gibi şehirlerde, “Chevaline” (at eti) yemek, nadir de olsa mümkün.
İtalya: Aslında Farklı Bir Yöresel Mutluluk
At eti deyince İtalya da işin içine giriyor. Ama yalnızca bazı bölgelerde. At etine olan bu ilgi, özellikle kuzey bölgelerinde görülüyor. At eti, genelde sosis, biftek gibi farklı formlarda tüketilebiliyor. Hatta İtalyanlar, at etini kısmen “tavuk gibi” görüp günlük yemeklerinde kullanabiliyorlar. Yani, eğer İtalya’da iseniz, bir gün “bugün at eti yesek mi?” diye sormak hiç de garip değil.
Tabii ben, İzmirli bir genç olarak, “Ya sen, at etinden nasıl anlayacaksın?” diye düşündüm. Sanırım bu işin en tuhaf tarafı, İtalya’nın köylerinden birinde, at etinin gerçekten ‘geleneksel bir yemek’ sayılması. Neyse ki, buradaki arkadaşım “Abi, patlıcanlı kebap var ya, ona bakalım!” diyerek konuyu hızlıca kapatıyor.
Japonya: Bir Farklı Yaklaşım
Aslında, Japonlar genelde her şeyin farklı bir biçimini keşfeder. At etini bu kadar hafife almamamız gerekiyor. Japonya’da “sakuraniku” adını verdiğimiz bir et türü var ki bu da tamamen at etinden elde ediliyor. Hatta bir Japon restoranında, at etinden yapılan sushi bile bulmak mümkün. Sadece sushi de değil, at eti yemeğin içine bile girebiliyor. Japonlar, farklı lezzetlere açıklar ve bu, at eti konusuna da yansımış. Tabii ben de bir “sushi”yi ağzımda hissettim, aklımda da at etiyle yaşadığım ‘garip deneyim’ kaldı.
Kazakistan: Atlar Her Yerde!
Bir ülke düşünün ki atlar onların her şeyidir: Kazakistan. Yani atların bu kadar önemli olduğu bir yerde, at eti yemek… açıkçası doğal bir şey. Kazak mutfağının temel öğelerinden biri de at eti. Kısacası Kazaklar, atı da yemek için beslerler. Bunda garip bir şey yok. Bu et, kımız (at sütü) ve farklı geleneksel yemeklerle birleşince, gerçekten Kazak mutfağını keşfetmiş oluyorsunuz.
Tabii ben bir gün Kazakistan’a gitsem, belki de ilk defa doğru düzgün bir at yemeği yiyeceğim! Ama orada, “Ayıp ettim mi?” diye düşünmeden önce, tahmin ediyorum ki herkes gayet rahat oluyordur. O yüzden, yazının başında söylediğim gibi, burada gülme krizine girebiliriz. Ama sonra bir de bakmışsınız, Kazakistan’da, “At eti mükemmelmiş!” diye bağırıyor olabilirim.
Çin: At Etini Sevmek, Neden Olmasın?
Çin, tarih boyunca çok çeşitli mutfaklara ev sahipliği yapmış bir ülke. At eti, Çin mutfağında bazı bölgelerde oldukça yaygın. Özellikle kuzeyde, at eti, farklı yemeklerin içinde yer alıyor. Çinliler, etin her çeşidini kullanma konusunda gayet ustalar. Eğer bir gün Çin’e giderseniz, restoranlarda bu “at etinden yapılan yemekleri” göz önünde bulundurabilirsiniz. Fakat izlediğiniz Çin filmleri kadar ekstrem değil, rahat olun.
Peki Ya Bizim Durumumuz Ne?
Ben, bir İzmirli olarak, günün birinde at eti yemeyi hayal ederken buldum kendimi. Ama sonra düşündüm de, “Ya belki de o kadar da eğlenceli değildir. En iyisi biz burada karides şişle devam edelim.” Çünkü ne zaman bir arkadaşım at eti yiyen bir yerden döndüyse, “Abi, fena değil, değişik bir şey” dediğiyle kaldım.
Biraz da kendimi eleştiriyorum ama her şey yerli yerinde. Hani bir zamanlar arkadaşım bana “Ya, at etini denesene, belki senin için farklı bir şeydir” demişti, o an gerçekten çok garip bir anıydı. Tabii ki ben de “Yani, normalde atlar bizim dertlerimizle ilgileniyor, onu yemek bana düşmez herhalde” diye düşünmüştüm. Böylece mesele kapanmıştı.
Sonuç: Hayatımızda At Etinden Daha Fazla Mizahtan Faydalanalım!
Sonuçta, at eti konusu hala bir şekilde garip bir mesele olarak kalıyor, değil mi? At eti yemiş miyim? Hayır. Ama bundan sonra at eti yediğimi düşünen bir arkadaşım olsa, kesin “Ya, sen hâlâ ben seni izlerken çikolata alıyorsun” diyebilirim. Sonuçta mizahı kaybetmemek lazım.
Hayat bir komedi filmi gibidir, biz de her sahnede biraz gülmeye çalışmalıyız. Yani, at eti yemiş bir insan olursam da, karşımda komik bir sohbet konusu bulurum. Hadi, bir de bu yazıyı okuduktan sonra, kim bilir belki at eti yemek aklınıza gelir. Ama unutmayın, bir İzmirli olarak, en güzeli akşamları döner yemek.
At eti, hangi ülke yer? Herhalde bunun cevabı, benle “at”ı yemek yerine daha çok “gülmeye” odaklanan, birazcık mizah kokan bir yazıyı paylaştığınız bir gün gelirse belli olacak.