İçeriğe geç

Piaget’in gelişim aşamaları nelerdir ?

Merhaba Gulsene okurları! Bugün sizlerle “Piaget’in gelişim aşamaları nelerdir” konusunu ele alacağız.

Piaget’in gelişim aşamaları nelerdir? Bir günlüğün sayfalarından taşan büyüme hikâyesi

Bugün yine eski defterlerimi karıştırdım. Kayseri’de akşam serinliği camdan içeri süzülürken, sayfaların arasında kaybolmak bana garip bir huzur veriyor. 25 yaşındayım ama bazı sayfalarda hâlâ 7 yaşındaki halimi görüyorum. Bazen de 15 yaşındaki öfkem, 18 yaşındaki hayallerim… Hepsi aynı defterin içinde, birbirine karışmış gibi.

Ve her defasında aklıma aynı soru geliyor: İnsan gerçekten nasıl büyüyor?

Jean Piaget tam da bu sorunun peşinden gitmiş aslında. Onun anlattığı şey sadece “çocuk gelişimi” değil; insanın dünyayı nasıl anladığı, nasıl yanıldığı ve nasıl yeniden öğrendiği.

Bu yazı biraz benim defterlerim, biraz da Piaget’in o meşhur sorusunun etrafında dönüyor: Piaget’in gelişim aşamaları nelerdir?

Her şey küçük bir mutfakta başladı: Duyularla kurulan dünya

Çocukluğumdan aklımda kalan ilk sahne Kayseri’de eski bir mutfak. Annem ocakta yemek yapıyor, ben yerde renkli plastik kaplarla oynuyorum. O zamanlar dünya benim için dokunabildiğim şeylerden ibaretti.

Bir şeyi görmüyorsam yok sayıyordum. Oyuncağımı sakladıklarında ağlıyordum çünkü gerçekten yok olduğunu sanıyordum.

Sonradan öğrendim ki bu dönem, Piaget’in “duyusal-motor dönem” dediği evreymiş.

Duyusal-motor dönem: Dünya dokunarak anlaşılır

Bu aşamada bebekler ve küçük çocuklar dünyayı:

Görerek

Dokunarak

Tadarak

Duyarak

anlıyor.

En çarpıcı kısmı ise “nesne sürekliliği” dediğimiz şey. Yani bir şey gözden kaybolsa bile var olmaya devam eder.

Bunu düşününce gülümsüyorum. Çünkü o zamanlar annemin elini bırakınca dünyanın biteceğini sanmak bana çok gerçek geliyordu.

Şimdi geriye bakınca o saf yanılgıya hem üzülüyorum hem de hayran kalıyorum. Keşke bazen yetişkinler de o kadar basit hissedebilse.

Okul yılları ve bitmeyen hayal gücü: Gerçekle hayalin karıştığı dönem

İlkokul yıllarım Kayseri’nin soğuk kışlarıyla dolu. Kar yağdığında pencereye yapışır, dışarıdaki dünyayı bir masal gibi izlerdim. O yıllarda her şey canlıydı: oyuncaklar konuşuyor, defterler gizli kapılar açıyordu.

Ama aynı zamanda çok net bir şey vardı: Her şey benim etrafımda dönüyordu.

Bir arkadaşım bana kızdığında, onun başka bir şey yüzünden üzgün olabileceğini düşünmezdim. Dünya benim bakış açımın etrafında şekilleniyordu.

Bu dönem Piaget’in “işlem öncesi dönem” dediği evreydi.

İşlem öncesi dönem: Her şey benim bakış açımdan ibaret

Bu evrede:

Hayal gücü çok güçlüdür

Ama mantıksal düşünme tam gelişmemiştir

Başkalarının bakış açısını anlamak zordur

Şimdi düşündüğümde o yıllardaki kendime biraz gülüyorum. Ama o çocuk halime de kızamıyorum.

Bir keresinde öğretmenim bana basit bir matematik sorusunda hata yaptığımı söylediğinde çok üzülmüştüm. Çünkü bana göre ben “her şeyi bilen çocuk”tum.

O hayal kırıklığını hâlâ hatırlıyorum. İlk kez dünyayla benim düşüncemin aynı olmadığını hissetmiştim.

Ortaokul ve ilk kırılma: Dünyanın benden büyük olduğunu anlamak

Ortaokul yılları biraz sertti. Kayseri’nin mahalle kültürü, arkadaşlıklar, ilk gerçek tartışmalar… Her şey daha karmaşıktı.

Artık sadece hayal kurmuyordum. İnsanların farklı düşündüğünü fark ediyordum. Ama bunu kabul etmek kolay değildi.

Bir gün en yakın arkadaşım benimle aynı konuda tamamen farklı düşündü. O an içimde garip bir boşluk oluştu. Sanki dünya ilk kez sabit değilmiş gibi geldi.

Bu dönem Piaget’in “somut işlemler dönemi”ne geçişti.

Somut işlemler dönemi: Mantık yavaş yavaş devreye girer

Bu aşamada çocuk:

Mantıklı düşünmeye başlar

Somut olayları daha iyi analiz eder

Başkalarının görüşünü daha iyi anlamaya başlar

Ama soyut kavramlar hâlâ zor gelir.

Benim için bu dönem, ilk kez “haklı olmayabilirim” duygusuyla tanıştığım zamandı.

Bu çok rahatsız ediciydi.

Hatta bir süre insanlardan uzaklaştığımı hatırlıyorum. Çünkü kendi düşüncelerimin sorgulanması bana ağır geliyordu. Ama aynı zamanda içimde küçük bir umut da vardı: Belki de öğreniyorum.

Lise yılları: Kafamın içinde büyüyen fırtına

Lise yılları… Kayseri’nin daha sert rüzgârları gibi. İçimde sürekli bir şeyler değişiyordu. Bir yandan daha çok anlıyor, bir yandan daha çok kayboluyordum.

Felsefe dersinde ilk kez “neden?” sorusuyla gerçekten yüzleştim. O güne kadar cevaplar önemliydi. Ama sonra soruların kendisi daha değerli hale geldi.

İşte tam o noktada Piaget’in “soyut işlemler dönemi” kavramı anlam kazanmaya başladı.

Soyut işlemler dönemi: Düşüncenin özgürleşmesi

Bu evrede:

Soyut düşünme gelişir

Hipotez kurma başlar

Gelecek üzerine plan yapılabilir

Farklı olasılıklar düşünülebilir

Benim için bu dönem biraz geç geldi ama geldiğinde her şeyi değiştirdi.

Bir gece defterime şunu yazmışım:

“Belki de hayatın tek bir doğru cevabı yok.”

O cümleyi yazarken hem özgür hissettim hem de korktum. Çünkü kesinlikler kayboluyordu.

Ama aynı zamanda içimde garip bir huzur vardı. Sanki ilk kez gerçekten düşünmeye başlamıştım.

Bugün: 25 yaşında bir defterin kenarında

Şimdi 25 yaşındayım. Kayseri’de yaşıyorum, işe gidiyorum, eve dönüyorum, bazen hiçbir şey düşünmeden sadece oturuyorum.

Ama bazen eski defterleri açınca o aşamalar tekrar gözümün önüne geliyor.

Duyularla dünyayı tanıyan çocuk…

Kendi dünyasının merkezinde yaşayan küçük ben…

Gerçeklerle yüzleşen ergen…

Ve sonunda “belki de hiçbir şey kesin değil” diyen genç yetişkin…

Hepsi aynı kişinin farklı katmanları.

Geçmişe bakınca hissettiğim şeyler

Dürüst olmam gerekirse bazen içimde bir hayal kırıklığı oluyor. Çünkü bazı şeyleri çok geç anladığımı düşünüyorum.

Ama aynı zamanda büyük bir umut da var. Çünkü her aşama beni biraz daha “ben” yapmış.

Piaget’in gelişim aşamaları aslında bana şunu öğretti:

İnsan bir anda büyümüyor. Parça parça büyüyor. Bazen kırılarak, bazen şaşırarak, bazen de sadece susarak.

Kayseri’nin sessiz gecelerinde büyümeyi düşünmek

Gece olduğunda Kayseri biraz daha sessizleşir. Sokak lambalarının altında yürürken bazen çocukluğumu düşünüyorum.

O çocuk dünyayı dokunarak anlıyordu.

Ergen halim dünyayı sorgulayarak anlamaya çalışıyordu.

Şimdiki halim ise anlamanın bile değiştiğini kabul ediyor.

Ve belki de en önemlisi şu: Hepsi aynı ben.

“Piaget’in gelişim aşamaları nelerdir” hakkındaki meraklarınızı giderebildiysek ne mutlu bize. Gulsene ailesi olarak her zaman yanınızdayız!

Son düşünce: Büyümek bir bitiş değil

Piaget’in teorisi bana şunu hissettiriyor: Büyümek bir çizgi değil, bir katmanlar bütünü.

Bir aşama bitmiyor, diğerinin içine karışıyor.

Bugün hâlâ içimde o küçük çocuk var. Bazen bir şeyleri anlamadan sadece hissetmek istiyor.

Lise yıllarımın sorgulayan tarafı hâlâ aktif. Sürekli “neden?” diyor.

Ve 25 yaşındaki halim, hepsini bir arada taşımaya çalışıyor.

Belki de insan olmanın en zor yanı bu: Aynı anda birkaç farklı yaşta yaşamak.

Sitemizden Önerilen: İnkılap nedir ve inkılap ile ilgili kavramlar nelerdir ?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
https://www.modaforum.com.tr https://qco.com.tr https://sparkify.com.tr Sitemap
ilbet yeni girişbetexpergiris.casinobetexper güncel giriş