Kayseri’den Başlayan İçimdeki Yolculuk
Sabahları Kayseri’de uyanmak bana hep aynı hissi verir; sanki şehir, geceden kalan tüm sessizliğini üzerime örtüp “bugün de buradasın” der gibi. 25 yaşındayım ve bunu artık bir alışkanlık gibi kabullendim. Ama bazı günler var ki, insanın içindeki sıkışmışlığı alıp başka bir yere gitme isteği öyle güçlü olur ki, ne şehir ne rutin tutabilir seni.
O sabah da öyleydi. Defterimi açtım, uzun zamandır yazmadığım sayfalara baktım. Kalemim duraksadı. İçimde tek bir cümle dönüp duruyordu: “Gitmem lazım.” Nereye olduğunu bile tam bilmiyordum ama aklımda sürekli aynı görüntü vardı; karla kaplı ağaçlar, beyaz bir sessizlik ve rüzgârın insanın yüzünü keser gibi ama bir o kadar da temiz hissettirdiği bir yer.
Kartepe’yi ilk kez o an düşündüm.
Bir Hayalin Peşine Düşmek
İnternete baktım, fotoğraflar arasında kayboldum. Her karede başka bir dünya vardı. Karla örtülmüş çam ağaçları, sisin içine gizlenmiş yamaçlar, uzakta kayıp gibi duran bir sessizlik…
İçimde garip bir heyecan büyüdü. Sanki yıllardır tanıdığım bir yere gitmeyi planlıyormuşum gibi.
Ama sonra aklıma bir soru takıldı. Basit ama bütün planımı sarsabilecek bir soru:
“Kartepe pazartesi açık mı?”
Bunu yazdım, sildim, tekrar yazdım. Sanki cevap sadece bir bilgi değil de, bütün yolculuğumun kaderini belirleyecek bir anahtar gibiydi. Çünkü ben o yolculuğu sadece görmek için değil, kendimi biraz olsun unutmak için yapmak istiyordum.
Hazırlığın Sessiz Telaşı
Valiz hazırlamak bile farklıydı bu kez. Normalde ertelediğim şeyleri aceleyle yaparken buldum kendimi. Kayseri’nin soğuk sabahında otobüs bileti bakıyordum. Her şey çok hızlı gelişiyordu ama içimde garip bir sakinlik vardı.
Annem mutfaktan seslendi:
“Yine nereye?”
Bir an duraksadım. “Kısa bir yolculuk,” dedim sadece. Çünkü anlatırsam büyü bozulacakmış gibi hissettim.
İçimdeki o çocuk yanım, ilk defa bu kadar güçlüydü. Sanki yıllardır susturduğum bir tarafım beni öne itiyor, “git” diyordu.
Ama o soru hâlâ oradaydı:
“Kartepe pazartesi açık mı?”
Yola Çıkarken İçimdeki Çelişki
Otobüs camından dışarı bakarken Kayseri geride kalıyordu. Her kilometrede içimde iki duygu savaşıyordu: heyecan ve korku.
Heyecan çünkü bilinmeyene gidiyordum. Korku çünkü belki de her şey beklediğim gibi olmayacaktı.
Defterimi açtım ve yazdım:
“Bazen insan sadece bir yere gitmek istemez, kendinden kaçmak ister. Ama ben kaçmıyorum. Belki de kendimi bulmaya gidiyorum.”
Saatler ilerledikçe hava değişti. Dağlara yaklaştıkça içimdeki his de değişti. Sanki Kartepe, daha gelmeden beni çağırıyordu.
Ama yine aynı düşünce:
“Kartepe pazartesi açık mı?”
Bunu sormak bile tuhaf geliyordu artık. Çünkü sanki sadece bir mekanın açık olup olmaması değil, benim içimdeki yolculuğun devam edip etmeyeceği soruluyordu.
Kartepe’ye Yaklaşırken
Otobüs Kocaeli taraflarına yaklaştığında hava ağırlaştı. Gökyüzü griydi, bulutlar yere daha yakın gibiydi. İçimdeki heyecan yerini hafif bir tedirginliğe bıraktı.
Bir yerde indim. Soğuk yüzüme çarptığında gerçeklik daha sert hissettirdi. Bir minibüse bindim, Kartepe yoluna doğru çıkmaya başladık.
Camdan dışarı baktıkça kar tanelerini hayal ediyordum. Ama hava biraz kapalıydı, tam da beklediğim gibi değildi.
Yanımda oturan biri konuştu:
“Pazartesi günü genelde sakin olur buralar.”
İçimde bir şey kıpırdadı. Hemen o soru döküldü içimden ama sesli söylemedim:
“Kartepe pazartesi açık mı?”
Sanki bunu yüksek sesle söylersem cevap kötü olabilirdi.
Gerçekle Yüzleşme Anı
İlgili Makale: Kartalın eti yenir mi ?
Telefona tekrar baktım. Sinyal zayıftı ama birkaç sonuç açıldı. Bazı yerler açıktı, bazıları kapalıydı. Net bir cevap yoktu.
O an içimdeki şey kırılmadı ama hafifçe sarsıldı.
Kendime şunu söyledim:
“Ben buraya sadece bir yer açık mı diye gelmedim.”
Ama yine de içimdeki küçük ses susturmadı:
“Kartepe pazartesi açık mı?”
Sanki bu soru, sadece bir bilgi değil de, içimdeki belirsizliğin adıydı.
Dağın Sessizliği
Kartepe’ye çıktığımda dünya değişti.
Her şey daha sessizdi. Rüzgâr bile daha ağır esiyordu. Ağaçların arasında yürürken ayaklarım karın içine gömülüyordu. Ve o an, bütün yolculuğun nedenini unutmadığımı fark ettim.
Ben sadece bir yere gelmemiştim. Ben içimde bir boşluğu taşıyarak buraya gelmiştim.
Ellerim cebimde, uzun süre yürüdüm. Kimse yoktu. Sadece ben ve beyazlık.
O an düşündüm:
Belki de bazı soruların cevabı önemli değildir. Mesela “Kartepe pazartesi açık mı?” sorusu… Belki de asıl önemli olan, o soruyu sorarken bile yola çıkabilmektir.
Hayal Kırıklığı mı, Farkındalık mı?
Bir süre sonra küçük bir tesis gördüm. Kapalı değildi ama tam anlamıyla da canlı değildi. Sessizdi.
Bir bankta oturdum. Ellerim üşüyordu. Çantamı yanıma bıraktım ve uzun süre sadece etrafı izledim.
İçimde bir boşluk vardı. Belki planladığım gibi bir gün değildi. Belki bazı şeyler istediğim gibi olmamıştı.
Ama garip bir şekilde hayal kırıklığı bile yumuşaktı.
Kendime itiraf ettim:
“Evet, biraz hayal kırıklığı yaşıyorum.”
Ama hemen ardından başka bir şey geldi:
“Yine de buradayım.”
Ve bu, tüm sorunun cevabından daha değerliydi.
Kendi İçime Dönüş
Defterimi tekrar açtım. Sayfaya uzun uzun baktım.
Yazmaya başladım:
“Bazen insan nereye gittiğini değil, neden gittiğini unutuyor. Ben bugün Kartepe’ye geldim ama aslında kendime geldim. Ve evet, hâlâ aklımda o soru var. Kartepe pazartesi açık mı? Belki açık, belki değil. Ama bugün anladım ki bazı yolların açık olması, insanın içini açmaya yetmiyor.”
Kalemi bıraktım.
Rüzgâr yüzüme vuruyordu. Ama artık soğuk hissetmiyordum.
Dönüş Zamanı
Gün batmaya yakın geri dönmeye karar verdim. İçimde büyük bir değişim yoktu belki ama küçük bir şey yerinden oynamıştı.
Otobüse binerken son kez arkama baktım. Dağlar sessizdi. Kartepe oradaydı, olduğu gibi.
Ve ben içimden son kez fısıldadım:
“Kartepe pazartesi açık mı?”
Bu kez cevap beklemiyordum.
Çünkü cevabın kendisi, oraya gidip gitmem değilmiş gibi hissediyordum artık.
Geriye Kalan Sessizlik
Kayseri’ye dönerken gece olmuştu. Şehir ışıkları uzaktan görünüyordu. Defterimi kapattım.
Bu yolculuk bana büyük cevaplar vermedi. Ama küçük bir şeyi öğretti: İnsan bazen sorularının cevabını bulmak için değil, o sorularla birlikte yürümek için yola çıkar.
Ve ben hâlâ bilmiyorum. Belki de hiç bilmeyeceğim.
Ama içimde bir yerlerde o soru yaşamaya devam ediyor:
“Kartepe pazartesi açık mı?”