Sevgili okurlar, Gulsene ekibi olarak bugün “Sinirli zıttı nedir” konusunu sizlerle paylaşmaktan heyecan duyuyoruz.
Bir Kelimenin Peşinde Başlayan Gün
Kayseri’de sabahlar hep biraz sert uyanır. Rüzgârın yüzüne çarpışından mı, yoksa insanların sessiz ama hızlı adımlarından mı bilmiyorum. Ben 25 yaşındayım ve hâlâ bazı sabahlar içimde açıklayamadığım bir ağırlıkla uyanıyorum. Bugün de öyleydi.
Defterimi açtım. Sayfaların kenarları hafif kıvrılmış, mürekkep izleri birbirine karışmış. Yazmaya başlamadan önce aklımda tek bir şey vardı: “Sinirli zıttı nedir?”
Bunu bir sözlük sorusu gibi düşünmedim hiç. Daha çok içimde düğümlenen bir duygunun anahtarını arar gibiydim. Çünkü bazı kelimeler vardır, sadece anlamını değil, insanın içini de değiştirir.
Bugün bu kelime beni, eski bir hatıraya götürecek kadar güçlüydü.
Çocukluğun Sessiz Soru İşaretleri
Sınıfın arka sırasındaki düşünce
İlkokuldayken öğretmenimiz tahtaya bir kelime yazmıştı: “sinirli”. Yanına da “zıt anlamlısını bulun” demişti.
O gün sınıfın arka sırasında oturuyordum. Pencerenin kenarından içeri süzülen güneş ışığı sıraların üstünde toz parçacıklarını dans ettiriyordu. Herkes “sakin” diyordu. Ama benim aklım başka bir yerdeydi.
“Sinirli zıttı nedir?” diye defterime yazmıştım o gün. Soru gibi değil, daha çok içimde yankılanan bir boşluk gibi duruyordu.
Sakin kelimesini yazmıştım ama içime sinmemişti. Çünkü sinirli olmak sadece bağırmak değildi ki… Bunu çocuk aklımla bile hissediyordum. Sinirli olmak, içte kopan bir fırtınaydı ve fırtınanın zıttı sadece sessizlik olamazdı.
O gün öğretmenim yanıma gelip defterime bakmıştı. Bir şey dememişti ama bakışı bile “fazla düşünüyorsun” der gibiydi.
Belki de o gün başladım ben bazı duyguları fazla kurcalamaya.
Bugüne Dönüş: Kayseri Otobüs Durağı
Beklemek ve iç konuşmalar
Otobüs durağında beklerken insanlar yüzüme bakmıyordu. Herkesin kendi telaşı vardı. Bir adam sürekli saatine bakıyor, genç bir kız kulaklıkla dünyadan kaçıyordu.
Ben ise aynı sorunun içinde dönüp duruyordum: “Sinirli zıttı nedir?”
Bu kez daha derin bir yerden geliyordu bu soru. Çünkü dün gece bir arkadaşımın söylediği söz hâlâ içimde yankılanıyordu. Basit bir tartışma gibi başlamıştı ama benim içimde büyümüştü.
“Sen hep fazla düşünüyorsun,” demişti.
O cümle, içimde bir kapıyı kapatmıştı sanki. Sinirliydim ama sadece ona değil. Kendime de. Çünkü susmuştum.
Ve işte o anda tekrar sordum kendime: Sinirli zıttı nedir?
Sakinlik mi? Yoksa anlaşılmak mı?
Belki de hiçbiri tek başına yetmiyordu.
Otobüsün gelişiyle kesilen düşünceler
Otobüs geldiğinde herkes bir anda hareketlendi. Ben en son bindim. Cam kenarına oturdum. Dışarıda Kayseri’nin gri sabahı ağır ağır akıyordu.
İçimdeki sinirlilik yavaş yavaş çözülür gibi oldu ama yerine başka bir şey geldi: boşluk.
Bu boşluk bana şunu düşündürdü: Eğer sinirli bir duyguysa, onun zıttı sadece bir kelime olamazdı. Belki bir anıydı. Belki biriyle kurulan doğru bir cümleydi. Belki de uzun zamandır hissetmediğim bir anlayıştı.
Bir Kahve Dükkanında Kırılan Sessizlik
Yan masadaki konuşma
Öğleden sonra küçük bir kahve dükkanına girdim. Ahşap masaların kokusu, kahve çekirdeklerinin yoğunluğu… Her şey beni biraz sakinleştirmeliydi ama zihnim hâlâ aynı soruda takılıydı.
“Sinirli zıttı nedir?”
Yan masada iki kişi konuşuyordu. Biri diğerine çok sakin bir sesle bir şey anlatıyordu. Diğeri ise sürekli bölüyordu. O an fark ettim: sinirli olan sadece bağıran kişi değildi.
Bazen karşısındakini dinlemeyen de sinirliydi.
Bu düşünce içimde garip bir yankı bıraktı.
İçimdeki hesaplaşma
Kahvemi yudumlarken kendime dürüst oldum. Ben de bazen sinirliydim. Ama bunu bağırarak değil, içine atarak yapıyordum. Sessiz sinir…
Belki de bu yüzden “sinirli zıttı nedir?” sorusu bende bu kadar büyüyordu. Çünkü kendi zıttımı bulmak istiyordum aslında.
Bir an defterimi açtım ve yazdım:
“Sinirli zıttı sadece sakinlik değil, anlaşılmaktır.”
Ama sonra durdum. Bu cümle bile eksik geldi.
Geceye Doğru: Şehrin İçine Çöken Düşünceler
Yalnız yürüyüş
Akşam olduğunda Kayseri’nin sokakları daha ağır bir sessizliğe bürünüyor. İnsanlar evlerine çekiliyor, ışıklar tek tek yanıyor.
Yürürken ellerim cebimdeydi. Rüzgâr yüzüme çarpıyordu. Ve ben hâlâ aynı soruyu taşıyordum.
“Sinirli zıttı nedir?”
Bu kez sorunun cevabını bulmak için değil, onunla barışmak için soruyordum.
Çünkü fark etmiştim: Ben aslında sinirli olmaktan değil, anlaşılmamaktan yorulmuştum.
Eski bir mesaj
Telefonumu açtım. Eski mesajlara baktım. Arkadaşımın “fazla düşünüyorsun” dediği mesaj oradaydı.
O an içimde bir şey kırıldı. Ama bu kırılma öfke değildi. Daha çok fark edişti.
Belki de sinirli zıttı, hiç kırılmadan kalabilmekti.
Ama insan kırılmadan nasıl büyür ki?
İç Sesle Yüzleşme
Defterin son sayfası
Eve döndüğümde ışığı açmadım hemen. Bir süre karanlıkta oturdum. Sonra defterimi açtım.
Yazmaya başladım:
“Bugün bir kelimenin peşine düştüm. Sinirli zıttı nedir diye sordum kendime defalarca. Ama her cevap beni başka bir yere götürdü.”
Kalem elimde ağırlaştı.
Çünkü artık şunu biliyordum: bu soru bir dil sorusu değildi. Bu bir insan olma sorusuydu.
Kendime itiraf
Ben sinirliydim.
Ama aynı zamanda çok hassastım.
Kolay kırılıyor, kolay doluyordum.
Ve belki de en çok istediğim şey, birinin bunu görmesiydi.
O yüzden “sinirli zıttı nedir?” sorusu aslında şuydu:
“Beni kim anlayacak?”
Bir Cevabın Değil, Bir Hisin İçinde
Gece yarısı fark edişi
Saat gece yarısına yaklaşırken defteri kapattım ama zihnim kapanmadı.
Dışarıdan geçen bir araba sesi, uzak bir köpek havlaması… Şehir uyurken bile içimde bir şey uyanıktı.
Ve o an düşündüm:
Belki de sinirli zıttı tek bir kelime değildir.
Belki birinin gözünde yargılanmadan durabilmektir.
Belki cümle bitmeden anlaşılmaktır.
Belki de en çok, kendine sert davranmamaktır.
Son düşünce
Sizin İçin Seçtik: Sakarya Karasu hangi adliyeye bağlı ?
Yatağa uzandığımda artık soruyu sormuyordum.
“Sinirli zıttı nedir?”
Bu kez sadece hissediyordum.
Ve ilk defa bu his beni rahatsız etmiyordu.
Umarız “Sinirli zıttı nedir” ile ilgili aklınızdaki sorulara yanıt bulabildik. Gulsene ekibinden sevgilerle!