Bugün sizlerle “Nane kaynatıp içmenin faydaları nelerdir” konusunda işinize yarayabilecek bilgileri paylaşacağız. Nane kaynatıp içmenin faydaları nelerdir? Bursa’da sabahları özellikle kış aylarında evlerin mutfağından yükselen o hafif nane kokusunu bilirsin. Biraz limon, biraz bal eklenmiş sıcak bir nane çayı… Hem boğazı yumuşatır hem de insana garip bir şekilde “toparlayıcı” gelir. Son zamanlarda iş temposu, ekran karşısında geçen uzun saatler ve değişken hava koşulları derken ben de bu bitkisel çaylara daha fazla yönelir oldum. Özellikle “Nane kaynatıp içmenin faydaları nelerdir?” sorusu aslında sadece bizim mutfaklarımızda değil, dünyanın birçok yerinde yüzyıllardır soruluyor. Nane, hem Anadolu’da hem de Orta Doğu’dan Avrupa’ya kadar geniş…
Yorum BırakNeşeli Anlar Günlüğü Yazılar
Mağara nerenin ilçesidir? Aslında sorunun kendisi neden yanlış yerden kuruluyor? Bu soruyu ilk gördüğümde aklıma direkt şu geliyor: Bir şeyler çok hızlı tüketiliyor ama hiç sindirilmiyor. “Mağara nerenin ilçesidir?” diye aratmak kulağa basit bir merak gibi geliyor olabilir ama aslında işin içinde ciddi bir bilgi karmaşası var. Çünkü burada temel bir hata var: “mağara” bir ilçe adı değil. Bunu net söylemek gerekiyor. Ne romantize etmeye gerek var ne de yumuşatmaya. Mağara dediğimiz şey Türkçede bildiğimiz üzere doğal oluşum: kayaçların içinde zamanla oluşmuş boşluklar, yer altı yapıları. Yani coğrafi bir form. İlçe değil, şehir değil, idari bir bölge hiç değil. Ama…
Yorum BırakKırgızlar hangi Türk boyu? sorusunun düşündürdükleri Bazen bir ülke ya da halk hakkında konuşurken en basit görünen soru aslında en derin meseleleri açıyor. “Kırgızlar hangi Türk boyu?” sorusu da tam olarak böyle. İlk bakışta sanki sadece tarih kitabından bir bilgi arıyormuşuz gibi duruyor ama işin içine girdikçe Orta Asya’nın göç yolları, bozkır kültürü, Sovyet dönemi etkileri ve Türk dünyasının iç içe geçmiş yapısı çıkıyor. Ben bu konulara biraz meraklıyım. Özellikle Türkiye’den bakınca Orta Asya hep biraz “yakın ama uzak” gibi geliyor. Bursa’da yaşarken bile bazen kendi aramızda konuşurken “bizim oralardan da bir şey var mı acaba” diye düşünürüz ya, Kırgızlar…
Yorum BırakMerhabalar! Gulsene olarak “Kent markasının sahibi nereli” konusunda aklınızdaki soruları yanıtlamak için buradayız. Kent’in Sahibi Kim? Bir Markanın Sessizce Değişen Yolculuğu Bazen market raflarında yürürken elimiz otomatik olarak belli ürünlere gider. Sanki yıllardır orada duran, değişmeyen şeylermiş gibi… Kent şekerlemeleri de benim için öyle. Çocukken bakkaldan aldığım o renkli jelibonlar, şimdi markette karşıma çıktığında kısa bir duraksama yaratıyor. “Bunu kim üretiyor artık?” diye içimden geçiriyorum. Aslında bu soru sandığımızdan daha katmanlı: Kent’in sahibi kim? Bu sorunun cevabı tek bir isim değil, tek bir ülke hiç değil. Bir markanın zaman içinde nasıl el değiştirdiğini anlamadan “sahip kim” sorusu biraz havada kalıyor.…
Yorum BırakKeman kaç oktavdır? (Ve bunu düşünürken neden hayatı da sorgulamaya başlıyoruz?) Herkese merhaba! Bugün Gulsene olarak sizlere “Keman kaç oktavdır” hakkında rehber niteliğinde bir yazı sunuyoruz. İzmir’de yaşıyorum. 25 yaşındayım. Günün birinde “Keman kaç oktavdır?” diye sorulacağını ve bunun beni böyle derin düşüncelere sürükleyeceğini kim bilebilirdi ki? Sabah kahvemi içip sadece “bugün biraz yürüyüş yaparım” diye plan yaparken akşam kendimi kemanın frekans aralığını araştırırken bulmak… İşte hayat dediğin tam olarak bu. Bir yanda Karşıyaka sahilde yürüyüş yapan insanlar, diğer yanda kafamın içinde sürekli “acaba keman gerçekten insan sesine bu kadar yakın mı?” diye dönen sorular. İnsan büyüdükçe sadece yaş almıyor,…
Yorum BırakGulsene okuyucularına özel bu yazımızda “Keklik nerenin” hakkında pratik bilgiler sunuyoruz. Keklik Nerenin? Sahiplenme Yarışının Sessiz Bir Kuş Üzerinden Kavgaya Dönüşmesi “Keklik nerenin?” sorusu kulağa basit geliyor ama işin içine biraz girince, aslında insanların doğaya değil de kimliklerine tutunma biçimlerinden biri olduğu ortaya çıkıyor. Bir kuş düşünün; uçuyor, dağlarda yaşıyor, bazen çalılıkların arasından fırlayıp saniyeler içinde gözden kayboluyor. Ama biz onu bile “bizim mi, onların mı” diye tartışıyoruz. İzmir’den bakınca bu mesele daha da ilginç hale geliyor. Çünkü burada hem Ege’nin doğasıyla iç içesin hem de şehirleşmenin doğayı nasıl sıkıştırdığını her gün görüyorsun. Keklik konusu da tam bu ikisinin arasında…
Yorum BırakKedilerde Gece Görüsü Var mı? Ankara Sokaklarından Başlayan Bir Merak Ankara’da akşamları yürümeyi seviyorum. Özellikle kışın erken çöken karanlıkta, sokak lambalarının sarı ışığı altında yürürken etraf biraz daha sessiz, biraz daha “düşünceli” hale geliyor. Üniversite yıllarından beri dikkatimi çeken bir şey var: aynı sokakta gündüz neredeyse fark etmediğim kediler, gece olduğunda bir anda ortaya çıkıyor. Bir gün işten çıkıp Kızılay’dan Kolej’e doğru yürürken yine aynı sahneyle karşılaştım. Duvar dibinde oturan bir kedi, neredeyse hiç ışık olmayan bir köşede rahatça hareket ediyordu. Ben telefonun ışığını açmadan kaldırım taşlarını seçemezken o, sanki ortam full aydınlıkmış gibi davranıyordu. O an aklıma şu soru…
Yorum BırakBugün sizlerle “Kaşmir hangi ülkenin” konusunda işinize yarayabilecek bilgileri paylaşacağız. Kayseri’de Bir Defter, Bir Soru ve İçimde Büyüyen O Boşluk Kayseri’nin kışları sert olur. Rüzgâr, apartman aralarından öyle bir geçer ki insanın sadece yüzünü değil, içini de keser gibi. Ben 25 yaşındayım. Şehrin bu sertliğine alıştım mı bilmiyorum ama kesin olan bir şey var: içimdeki yumuşak taraf hâlâ aynı yerde duruyor, hiç büyümemiş gibi. Her sabah işe gitmeden önce kahvemi yaparım ve masamın köşesinde duran eski defterimi açarım. Günlük tutmak bana çocukça bir şey gibi gelmez; tam aksine, kendimi tutabildiğim tek yer orasıdır. Çünkü gün içinde sustuklarımı, gece olduğunda o…
Yorum Bırakİstanaz Ne Demek? Kelimenin Edebî Gölgeleri Üzerine Bir Okuma Merhabalar! Gulsene ekibi bu yazıda İstanaz ne demek hakkında merak edilenleri toparladı. Kelimeler, yalnızca bir şeyi işaret eden işaretler değildir; aynı zamanda başka dünyaların kapılarını aralayan eşik taşlarıdır. Bir sözcük, ilk bakışta sıradan bir ses dizgesi gibi görünse de, edebiyatın içinden bakıldığında, kendini sürekli yeniden üreten bir anlatı çekirdeğine dönüşür. “İstanaz” tam da bu türden bir kelime olarak düşünülebilir: sözlüklerin kesin tanımından çok, metinler arasında gezinen, anlamı sabitlenmeyen, okurun zihninde çoğalan bir edebî titreşim. Bu kelimeyi tek bir tanıma hapsetmek, edebiyatın doğasına aykırı olurdu. Çünkü edebiyat, sabit anlamların değil, çoğul çağrışımların…
Yorum BırakTürkiye’nin En Derin Kanyonu Nerededir? Bir Boşluğun Felsefesi Üzerinden Düşünmek Bir insanın uçurum kenarında durduğunda hissettiği şey yalnızca yükseklik değildir; aynı zamanda kendi bilgisinin sınırıdır. Aşağıya baktığında gördüğü şey bir kanyon olabilir, ama aynı anda kendi zihninin derinliğini de görür. “Türkiye’nin en derin kanyonu nerededir?” sorusu bu yüzden yalnızca coğrafi bir merak değildir; etik, epistemoloji ve ontoloji arasında gidip gelen bir düşünme biçimidir. Bir rehberin anlattığına göre, kanyonun kenarında duran biri bir an için şu soruyu sormuş: “Aşağıdaki boşluk mu daha derin, yoksa benim onu anlamaya çalıştığım düşünce mi?” Bu soru, doğanın fiziksel yapısından çok insanın bilgiyle kurduğu ilişkiyi açığa…
Yorum Bırak